8 Ocak 2012 Pazar

GÖRMÜYOR MUSUN?

Üstat Bediüzzaman Said Nursi hazretleri insana Allah'tan haber veren üç şeyden bahseder. Bunlardan iki tanesi farklı dillerde yazılmış kitaplar olan; tabiat dediğimiz kainat kitabı ile kainat kitabının tercümesi olan Kuran-ı Kerimdir. Ardından Üstat hazretleri bir üçüncü unsuru daha ilave eder: Vicdan! Eğer vicdan nefis ve heveslerle ablukaya alınmadıysa insana her zaman Allah'tan haber verecektir.

Allah'ı ve dini inkar edenler ilk ikisini kolaylıkla gözardı edebilirler. Ama bu büyük cinayetlerini devam ettirebilmek için vicdanlarından gelen çığlığı da susturmak zorundadırlar. Dolayısıyla dini konular ve bu dini konuları yaşayanlarla alay ederek vicdanlarına bu gerçeklerin değersiz olduğu telkininde bulunacak ve bu şekilde bir nebze olsun huzur bulmayı deneyeceklerdir.

-------------------------------------------------------------
O kâfirler ki onlar dinlerini oyun ve eğlence konusu haline getirmişlerdi; dünya hayatı kendilerini aldatmıştı.
İşte onlar, kendilerinin en önemli günü olan bu günkü karşılaşmayı unuttular ve âyetlerimizi bilerek inkâr ettikleri gibi, Biz de bugün onları unutup kendi hallerine terk edeceğiz. (ARAF: 51)

3 Ocak 2012 Salı

SANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YAŞAR AMA SEN YAŞAR MISIN BİLEMEM!

 (HUD SURESİ: 116)
Sizden önceki nesillerde, dünyada fesat ve düzensizliği menedecek, böylece onları helâk olmaktan koruyacak idrâk ve fazilet sahipleri bulunmalı değil miydi?
- Şeytanları ve nefisleri onları aldatmasaydı, bulunurdu elbet.. 'Bana ne!', 'doğaldır', 'devir değişti', 'zamanla vazgeçer', 'takma', 'dünyayı sen mi kurtaracaksın?', 'geçer, kendi haline bırak', 'genç işte!' gibi bahanelerle yanlışlara müdahale etmediler.

Onların içinden görevlerini yaptıklarından ötürü kurtardığımız az kimse var.
- Yani yukarıda zikredilen mazeretleri ileri süren sayıca çok kişilerin akıbetlerinden endişe etmek lazım..

Zalimler ise içinde bulundukları refahın ardına düştüler. Doğrusu onlar suçlu kimselerdi.

- Aslında onlar bu mazeretleri kendi rahat ve huzurlarını bozmamak için ileri sürüyorlardı. Yani başını kuma sokan devekuşu misali.. Sorunlarla mücadele etmek yerine, onları görmemeyi yeğliyorlardı. Çünkü bir şeyi sorun olarak kabul etmek, maddi ve manevi mücadeleyi de gerektiriyordu. Onlar ise bundan kaçınıyorlardı. Ayrıca o rahatsız edici durumlarla mücadele edecek gücü kendilerinde bulamıyorlardı, çünkü onların da yanlışları vardı. Şunun gibi:
Baba sürekli bilgisayarda oyun oynayan oğluna bir şey diyemiyordu. Çünkü kendisi de saatlerini İnternet'te okey oynayarak, chat yaparak geçiriyordu. Bu yüzden "özgürlükçü" bir baba profili çizerek kendisini rahatlatıyordu.